Senin Güneş Işığın Nerede?

En son güncellendiği tarih: 2 gün önce

*Müziği dinleyerek okumak daha keyifli oluyor, linki aşağıda :)



‘Gözünü aç. Etrafına bak. Ben buradayım. Tam karşında. Yalnızca gözünü açman yetmez, kalbini de aç. Ben tam olarak oradayım.’


Bir ses duyuyorum, bana dokunan bir ses. Uzaktan geliyor sanki, ama bir yandan da en yakınımdaymış gibi. Boynumu kaldırıp etrafıma bakıyorum. Nereden geldiğini anlamaya çalışıyorum.


Her yer aydınlanmaya başlıyor. Kuşlar uçuşuyor.

Gökyüzünde bir çok renk var, sabah olduğunu fark ediyorum.

Bana iyi gelen bir sessizliğin içinde buluyorum kendimi.


Sakin bir ses tonuyla yine duyuyorum onu,

‘Ben buradayım.’


Anlam veremediğim, tanımadığım bir ses, bilmediğim bir cümle. Belirsiz bir yerden geliyor. Biraz şaşkınım. Şaşkınlığımı nasıl ifade edebileceğimi bilemiyorum. Ağlamak istediğimi fark ediyorum, ince ince ağlıyorum.


Yorgun gibiyim.

Susmayı tercih ediyorum.

Evet, o da susuyor.

Ama, ‘Zaman’ demek istiyormuş gibi susuyor.


Gökyüzüne bakıyorum, birçok renk var. İçimde ne varsa orada görebiliyorum. Kimi yerinde kırmızılar, turuncular, sarılar, kahverengiler kimi yerinde ise siyahlar var.

Ve yine duyuyorum onu,

‘Her renginde buradayım.’


Anlam veremiyorum. Etrafa bakınıyorum, bir türlü kim olduğunu anlayamıyorum. Öfkeleniyorum. Nereden biliyor beni? Duymak istediğim cümleleri nasıl kurabiliyor? Geriliyorum. Beni anlıyor olması mı problem, yoksa ilk kez anlaşılabiliyor olduğumu fark etmem ile yaşadığım bir sarsılma mı bu? Tuhafsıyorum, kendimi de ilk kez böyle görüyorum. Bağırmaya başlıyorum,

‘Kimsin sen? Neredesin, beni nereden tanıyorsun?’


Kaçmak istiyorum, ama hareket edemiyorum. Kendimi kapatmak istiyorum, kafamı çeviriyorum. Duymak istemiyorum onu, ama o hep aynı mesafeden gelen bir sesle,

‘Başını kaldırman kadar yakın bir mesafedeyim.’

diyor.


Sakinleşiyorum, sanırım tanışmak istiyorum. Yaşadığım karmaşanın etkisini onda da görüyorum. Sakinleşmem ikimize de iyi geliyor. Mutlu olduğunu fark ediyorum. Yavaşça başımı kaldırıyorum. Biraz korkuyorum, bilmediğim bir yere bakmak beni ürkütüyor. Ama sanırım ona güveniyorum.


Başımı kaldırmam ile gördüklerime inanamıyorum. ‘Güneş’ bu!



Her sabah gözümü açabilmemde yardımcı olan,

Ayakta kalabilmem için ışık saçan,

Her halime şahit olan,

Bende olanı bana gösteren,

Bana en yumuşak ayna olan,


Güneş.


Şaşkınım. Hem de hiç olmadığım kadar. Ne çok zaman geçirmişiz birlikte.

Bakıp da görememenin ne olduğunu öğreniyorum. Yıllardır duyduğum, ama dinlemediğim bir müzik gibisin. Evet, ben seni şimdi tanıyorum.




Yaşadığım birçok mevsime şahit oldun. Bazen usul usul esen rüzgara, bazen hiç bir kıpırtının olmadığı havalara, bazen fırtınanın geldiğini hissettiğim de yaşadığım korkuya, bazense tam olarak fırtınanın ortasında kaldığım zamanlara.


Rüzgara dayanamayıp düşen bedenime,

Onun düşüşünü reddedişime,

Kuruyan dallarıma,

Düşen yapraklarıma sen dokundun.


Bana ayçiçeğinin güzelliğini gösterdin. Onun ne kadar sağlam olduğunu, boynunu bükse de hep kıymetli olduğunu anlattın... Ki zaten, buna hakkı ve ihtiyacı olduğunu hissettirdin.


İçinde bulunduğum mevsimin bana neler katabileceğini konuştun. Sesin ve sessizliğin sahip olduğu melodileri dinlettin. Ufak bir esintiyle başlayan rüzgarın, kasırgaya dönmesiyle meydana getirebileceği müziği dinlettin. Korkutsa da, ağlatsa da, yere de yatırsa, her birinin ne kadar kıymetli olduğunu gösterdin, sevdirdin.


Uğultuyu melodiye çevirebilmem de yardımcı oldun. Sesleri birbirinden ayırt edebilmemi, fark edebilmemi sağladın. Onları bir bütün haline getirerek kendi bestemi yapabilmemde yardımcı oldun.


Çünkü hiç bir mevsim de doğmaktan vazgeçmedin.

Ve ekledin,

‘Sen ışığımı kabul ettiğin müddetçe, ben buradayım.’


Sonra bir sessizlik daha oldu. Ve şimdi ben de, paylaşımın yalnızca konuşmayla olmayışının güzelliğini tadıyorum. Konuşmadan da benimle ışığını paylaştığı için ona içten içe teşekkür ediyorum. Işığımı bu açıdan aldığım için hep iyi kiler biriktiriyorum.

Ve sonra tekrar o ses diyor ki,

‘Kalbini açman ne büyük cesaret, bunu yalnızca kalbini açanlar bilebilir.


Nereden mi biliyorum?

Kendimden.



Müzik:


- Evgeny Grinko / Dusty Room