Piyanist'in Senaristinden Bir Oyun: Giydirici (The Dresser)

En son güncellendiği tarih: 19 Mar 2019

Yağmurlu ve soğuk haftasonlarına keyifli bir alternatif ararken, Devlet Tiyatroları'nın Aralık ayında Cevahir sahnesinde gösterimi yapılan "Giydirici" oyununu da listeme almıştım. Elbette ki gitmeye karar vermeden önce o oyun hakkında temel bir araştırma yaparım ama bu defa koltuğuma oturduğumda oyunun konusunu bile hatırlamadığımı fark ediyorum şaşkınlıkla. Sahneye kayıyor dikkatim; sahnede başka bir sahne daha olduğunu ve üzerinin bir kulis şeklinde dekore edildiğini görüyorum. The Pianist filmiyle Oscar ödülünü alan aktör/senarist Ronald Harwood, Giydirici'de, İkinci Dünya Savaşı'nın İngiltere'sine götürüyor seyircileri.

Başrolünde Tatlı Hayat'ın İrfan'ı, Acemi Cadı'nın Müdür Dilaver'i Celal Kadri Kınoğlu'nu görünce yaşadığım o tatlı aşinalık, enerjimi ve oyundan beklentimi yükseltiyor. Eş zamanlı yaşanan hava bombardımanına, oyun için oyuncu ve salon içib izleyici yetersizliğine rağmen Kral Lear'ı canlandıran bir grubu izliyoruz sahnede. Öyleki, gençler savaşta olduğu için soytarı rolüne yaşlılardan seçme yapılıyor. Savaşı ve bundan dolayı yaşanan oyuncu yetersizliğini en çok burada büsbütün hissediyorum. Bunlara rağmen Norman'ın neşesi bütün salonu etkisi altına alıyor olacak ki, kahkahalar iki perde boyunca devam ediyor. Figüran kızın daha büyük bir rol alabilmek için Sir'le kurduğu çıkar ilişkisi, Sir'ün bir sanatçı olarak tükenmişliği, Norman'ın emeklerinin fark edilmemesinden duyduğu öfkeyle dışa vurduğu sitemi Giydirici'de işlenen başlıca duygular arasında gösterilebilir. Tiyatro yazarı ve eleştirmeni, çevirmen ve diplomat Ergun Sav'ın dilimize çevirdiği bu keyifli oyundan, Shakespeare'in Kral Lear'ını daha önce izlememiş olmanın pişmanlığıyla ayrılıyorum.

Oyunu incelemek ve Celal Kadri'nin sahnede nasıl devleştiğini görmek isteyenler için de buraya

bağlantı ekliyorum.