Kendime Kendi Sesimi Açıyorum

En son güncellendiği tarih: 2 gün önce

Müziği dinleyerek okumak daha keyifli oluyor, linki aşağıda :)


Hafifliğin gücü bu. Kuralsız bir döngünün güveni. Saf ve basit bir noktadan kendine doğru açılan bir kapı gibi. Açılan kapının ötesinden gelen ağır bir hissin yükünü omuzlamış gibiyim. Onu kendi omuzlarımda taşıyor oluşumun özgürlüğünü yaşıyorum. Ağır gelmesi ve yıkılmam gerekirken nedir beni bu denli sağlam kılan? Yeri geldiğinde yıkılmama da izin veren bir sağlamlıktan bahsediyorum. Güçlüsüzlüğünü de kabul eden bir güç bu.


Gördüklerim ve dinlediklerim bana bu kadar ağır gelirken onlarla nasıl baş edeceğimi bilemiyorum. Uyumsuz iki sesi bir arada ilerletiyorum. Dengeyi bulmalarını beklerken sabırsız ve telaşlı yanımla mücadele ediyorum. Sesimi kendime açtığım noktada tüm bu karmaşık seslerin melodi olduklarını fark ediyorum. Farklı tonlarda benzer şeyleri anlattıklarını görüyorum. Onların ritimlerine ayak uydurmaya özen gösteriyorum. Kendi ritmimi kendimle tanıştırıyorum. Onlara dokunabilmenin şaşkınlığını yaşıyorum. Hiç denemediğim bir yolun yabancısıyım. Belirsizliğe bu denli katlanamayan yanım huzuru tadıyor. Böylelikle kendime bakıp tebessüm ediyorum.


Ve sonra diyorum ki, ‘Sen duygularına sahip çıktığın zaman duyguların da sana sahip çıkar.’ Bu içsel bütünlüğü kaygan bir zeminde yaşıyor ve kendime sarılıyorum. Kimi zaman anlattıklarını takip etmekte zorlanıyorum. Zorlanıyor oluşumu reddeden ben, şimdi bu zorluğu da dinlemek için yola çıkıyorum.


Çünkü anlatan ve anlayan yanım arasındaki ilişkinin bir matematik denklemi olmadığını görüyorum. İki kere iki bazen çok ediyor, bazense hiç. Anlattığım şeylerin sesini zaman zaman kısıp zaman zaman açtığım da kendi döngümü yakalıyorum. Ağırlaşan ve bilinmez duyguları böylelikle hafifliğin gücü haline getiriyorum.


Getiriyorum?


İşte bu bir yolculuk.

Ben bu yolculukta kendime kendi sesimi açıyorum.


Ve evet,

Şimdiden kendimi daha güçlü hissediyorum.


Müzik:

Fazıl Say / Ses, Op. 40