Görmeden Birleştirmek, Birleştirmeden de Bütünlük Olmaz

En son güncellendiği tarih: 2 gün önce

Müziği dinleyerek okumak daha keyifli oluyor, linki aşağıda :)


‘Çok gerçek ve temas edilebilir bir dünyaya adım atışın ilk basamakları bunlar.’

diye düşünüyor.


Şeffaf bir denizin üzerinden yukarı doğru uzanan merdivenin basamaklarını görüyor. Son basamağa varmadan önceki geçilecek olan bu yolu sabırsız bir sakinlikle tanımaya çalışıyor. Nerede olduğunu ve ne yaptığını anlamlandıramadan adımlarını atıyor. Basamakları, etrafına bakınarak ve nereye geldiğini anlama çabasıyla tek tek geride bırakıyor. Bastığı her basamak denizin içerisinde olan şeyleri daha net görmesini sağlıyor. Şeffaf bir denizin içinde neler olduğunu denizden uzaklaştıkça görmesine şaşırıyor. Bazen bir görüntü şeffaf dahi olsa, barındırdığı şeyleri görmek için ona uzaktan bakmanın faydalı olduğunu fark ediyor.


Ağır çekime alınmış bir hızda atıyor adımlarını. Yolu koşarak bitirme arzusu hissetse de, sebebini bilmeden yavaşça ilerliyor. Çokta farkında olmadığı bir yerden basıyor bu frene. Yolun uzun ve yorucu geçeceğini bilen yanı, ona dinlenmeden attırmıyor hiç bir adımını. Telaşlı bir yavaşlık hissi dolduruyor içini. İçindeki bu zıtlıkların çatışma sesiyle beraber yolun büyük bir kısmını geride bırakıyor.


Denizden uzaklaştıkça gördüğü şeylerin sayısı gitgide artıyor. Renkleri, kokuları, şekilleri, sesleri ve daha birçoğu onu rahatsız ediyor. Tek derdi ne var ne yoksa hemen görmekken, neden şimdi bu şekilde hissediyor? Sanırım dinlenerek attığı adımların önemini böylelikle anlıyor.


Baş etmesi zor olan birçok duygunun yaptığı gibi, onunkilerde öfkeli bir hale bürünüyor. Sesi kısık bir öfke bu sefer ki, sanki önceden böylesini biliyormuş gibi! İsteksizce attığı yavaş adımlarının ona öğrettiği sabrı, öfkeliyken de gösteriyor artık kendine. Böylelikle sakinleyip, yumuşakça duruyor. İçindeki gerçek sesi duymaya çalışıyor. Bu ses ona kırgın, çaresiz ve yalnız hissettiği bir noktadan geliyor. Öfkesi şimdi daha anlamlı bir şekle bürünüyor. Dokunmuş olduğu bu öfke, yerini derin bir nefese bırakıyor.


Son basamaklara yaklaştığında yorgun olduğunu fark edip duruyor. Çünkü son basamağın, gördüklerine temas edeceği zamanın başlangıcı olduğunu biliyor. Ve varıyor bu basamağa. Bakıyor son bir kez daha içinde ne var ne yoksa görünün denize. Her şey artık daha net! Bu noktaya gelene kadar ki edindiği güçle beraber denize doğru kendisini bırakıyor. Çok yoğun bir özgürlük hissinin gözyaşlarını döküyor. Gururlu bir gözyaşı bu. En derinden gelen, ona ait olan her şeyi kapsayan bir haykırışla denizin içine giriyor.


Gördüğü her şeye dokunuyor. Sarılıyor her birine. Kimisinden özür diyor. Onu yalnız bırakışını, kendi yalnızlığını anlatarak açıklamaya çalışıyor. Bu sebeple onları göremediğini söylüyor. Onların yalnızlığının kendi yalnızlığı olduğunu o da biliyor. Dokunduğu her şeyin aslında onun kendisi olduğu gördüğünde hayrete düşüyor.


Bir araya getiriyor her bir parçayı. Dağınık halde durdukları için birbirlerini unuttuklarını ve hatırladıkları an bir daha asla ama asla ayrılmayacaklarını göstermek istiyor. Denizi baştan sona geziyor. Buluyor tüm parçaları. Hepsini denizin tam ortasına yerleştiriyor. Uyumlu parçalar birbirlerini buluyorlar ve hemen birleşiyorlar. Onlar birleştikçe içinde bir şeylerin yerini bulduğunu hissediyor. Bütünlük hissine erişmeye başlıyor yavaş yavaş. İfadesi zor bir bütünlük hissi bu, tarifi mümkün değil. Parçalar tek bir bütün haline geliyor. Bütünleştiği noktada kafasını denizden dışarı doğru çıkarıyor. Ciğerlerine dolan oksijenle beraber ilk kez nefes aldığını fark ediyor.


Deniz artık şeffaf değil, mavi. Görmeden birleştirmek, birleştirmeden de bütünlük olmuyor. Kendi denizinin içinde kendi rengine dönüşüyor. Mavi, artık onun bir bütün olduğunu ona gösteriyor. Şimdi bu denizin üstünde uzanıp, biraz dinlenme vakti. Hoş geldin.



Müzik:

Yanni / Blue