Bağışlanan Terapi

Terapistlere ve bu yolda ilerleyen öğrencilere verilmiş olan bir armağan olarak görüyorum bu kitabı. O odanın inceliklerini anlatan, şimdiye kadar alışagelmiş birçok terapi anlayışının kalıplarından sıyrılan bir kitap. ‘İhtiyacınız olduğunda, sıkışmış hissettiğinizde dönüp bakabileceğiniz bir kaynak olsun istedim.' diyor gibi. ‘Bunları yapmalısınız!’ şeklinde bir üslupla da değil üstelik. Kendine has bir naiflik ile anlatıyor her bölümü.


Yalom okurken dilimden şu kelimelerin döküldüğünü hatırlıyorum, ‘Yalom, insan seviyor.’

Evet, Yalom insanı seviyor ve o odaya gelen herkesle biricik ve tamamen ikisine has bir ilişki kurabiliyor. Bu kim olursa olsun, o kişiye yalnızca ‘o’ olduğu için değer veriyor. Onu tanımak, hikayesini dinlemek devamında gelen şeyler oluyor. Karşısındaki kişiye baktığı göz her şeyin ötesinde bir etkiye sahip oluyor.


Danışan kimliğinden öte, yalnızca bir insana bakıyor. Bana kalırsa Yalom'un terapi anlayışının temelinde yatan, kurduğu ilişkileri anlamlı kılan da bu zaten. Tanıların ötesinden sesleniyor karşısındaki kişiye. Onun varoluşundaki öze bakıyor. Onu görmeye, ona dokunmaya çalışıyor.


Kitabını seksen beş bölüme ayırmış ama her bölümün temelinde yatan şey ‘ilişki’. Her şeyden önce temeli güvene dayanan bir ilişkinin kurulması gerektiğini söylüyor. Çok farklı bir yerden seslenmiyor aslında Yalom. Genel ilişkilerimizde de bu böyle değil mi? Bize iyi gelen şey, içindeyken güvende hissettiğimiz, koşulsuz kabul aldığımıza emin olduğumuz ilişkiler değil mi? Yalom da böyle bir ilişki üzerine inşa ediyor terapi sürecini. Bağışlanan Terapi’ de de bu ilişkinin inceliklerini anlatıyor.


Yoldaş olun, destek olun diyor mesela. Bunun ne kadar önemli ve kıymetli olduğunu gösteriyor. İnsan olmanın her haliyle kucak açıyor danışanlarına. Her halinle, her duygunla bu odaya gelebilirsin, ‘Ben senin yanındayım, yalnız değilsin.’ diyor. Fakat yoldaş olmak öyle, ‘Hoop hadi bakalım bundan sonra ben senin her dediğini anlayabiliyorum, söyle bana derdini!’ ile olmuyor tabii ki.


Zamanla birbirlerini tanıması gerekiyor bu iki insanın. Aralarındaki ritmi dinlemeleri gerekiyor. Böylelikle oluyor yoldaşlık, aksi takdirde rol yapmaktan öteye geçilemiyor. Bu yüzden her danışanınız için yeni bir terapi kurun diyor Yalom. Kalıplardan uzak ve formülü olmayan yeni bir keşif yolculuğuna davet ediyor.


O odada birbirlerini tanımayan iki insan bir araya geliyor. Elbette tanışmak için zaman ve sabır gerekiyor. Danışanın kendini açabileceği güvenli bir alana ihtiyacı oluyor. Aksi takdirde hiç tanımadığı bir insandan öteye geçilemiyor. Bu yüzden danışanın penceresini tanımak önemli olan. Kimse kimsenin baktığı yerden aynı şekilde göremez. Bu yanlış bir empati tanımıdır. Ama farklı pencerelere sahip olunduğu kabul edilirse ve bu pencereden birlikte bakmaya gönüllü olunursa, görülen şeylerin konuşulması daha kolay oluyor.



Karşındaki kişinin hissettiği şeyi aynı şekilde hissetmek değildir yani empati, bu mümkün de değildir zaten. Ama onun yaşadığı şeyi duyduğu yerden dinlemek, gördüğü şeyi görmeye çalışmak doğru empatidir. Niyet vardır yani burada. Bu çabayı gösterebilmek vardır. Bu türden bir empati de terapistin danışanı, danışanın da terapisti tanımasında önemli bir yere sahiptir. Bu tanışma, süreç içerisine yayılır ve yoldaşlık böylelikle başlar. Baktığı gözün kıymetini ona hissettirerek destek olunur. Yaşadığı her şeye, odaya getirdiği her parçasına yumuşakça dokunulur. Yoldaş olmak budur. Onu sırtında taşımak değildir yani, yanında aynı ritimle yürümektir.


O odaya, ortak insani gerçekler gelir. Yaşanılan olaylar, hissedilen duygular farklıdır ama temelde aynı yere bağlanırız. Bu temel, varoluşsal gerçeklerimizdir. Hepimizin varoluşu birbirinden bağımsız ve biriciktir, ama aynı zamanda ortak bir gerçeğimizdir de. Bunlar kararlar, özgürlük, anlam ve sorumluluk çerçevesinde toplanır. Terapi odasına getirilen her şey bu kavramlar etrafında gezer. Terapist kendi varoluşuna dokunabildiği kadarıyla danışanına yaklaşabilir ve bu yolculukta yanında olabilir. Bu yüzden üstüne basa basa her terapistin kendi terapi sürecinden geçmesi gerektiğini vurgular Yalom.


Varoluşsal temeller, üzerine uzunca yazılacak, kısaca anlatılıp geçiştirilmeyecek türden bir konudur. Bu yüzden onu sonraki yazılarıma saklıyorum. Fazlasıyla su götürecek çünkü.


Yani Yalom, bu kitabıyla terapistlere ve öğrencilere bir el kitabı sunuyor. Yalnızca onlar için değil, ‘Bu terapi odasında neler oluyor ya!' diye merak eden ya da

'Ben bunu arkadaşıma da anlatırım kii!’ şeklinde haklı yorumlar yapan kişilere de o odada neler olduğuna dair kapı aralıyor.


Haklı yorumlar, çünkü terapiyi birçok kişi kulaktan dolma bilgiler ve halk söylentileri ile öğreniyor. Bu yüzden bu şekilde düşünülmesini tuhaf karşılamıyorum. ‘Tanımadığım bir insana niye ön özelimi anlatayım kii!’ haklısınız niye anlatasınız ki? Ama öyle olmuyor işte! Bu süreç, tanımadığın bir insanın seni en iyi tanıyan ve anlayan bir noktaya gelmesi hali. Hayır hayır, bunu Yalom söylemiyor. Ben söylüyorum, nasıl mı ? Çünkü ben bir danışanım aynı zamanda. Kesin bilgi yani :) Bu yüzden belkide ön yargıları giderebilmek adına bu kitaba şans verilebilir. Yalom’ un bunu başarabileceğine eminim.


Keyifli okumalar.