Müziğin Bencesi

Sesin Bencesi mi demeliyim acaba? Sesler olmasaydı müzik olabilir miydi? Dikkatimizi öncelik olarak ilk görünene veriyor olmamız, temelde yatanı fark etmemizi engelleyebiliyor. Asıl olanı kaçırabiliyoruz kimi zaman. Bu yüzden hayatımızda bir şeylerin eksik olduğunu hissederek yaşıyoruz. Eksik görüyor oluşumuzun içsel telaşı içerisindeyiz. Zaman zaman nedenini bilmediğimiz bir muğlaklıkta buluyoruz kendimizi.

 

Ses ve müzik içinde böyle. Çünkü kimse seslerden bahsetmez. Dikkatler hep müzik üzerinedir. Fakat müzik seslerin ürünüdür. Onların uyumu sayesinde var olur. Müziğin, sesler es geçilmeden dinlendiği zaman gerçek anlamda ‘dinlenebildiğini’ düşünüyorum. Çünkü sesler, müziğin köküdür.

 

Müziğin bende uyandırdığı duyguları tam olarak görebilmem için ilk olarak sesleri dinlemem gerekir. Eksiklik hissetmemem ve tam olarak duygularımı ifade edebilmem, sesi, yani ilk olarak görünmeyeni görebilmem ile gerçekleşir.

Müziğin Bencesi de böylelikle hayatıma girdi. Kendimle yaptığım konuşmalar beni onunla tanıştırdı. Seslerin hayatım üzerindeki etkisinin büyük olduğunu fark etmem ile müziği dile getirebilme çabam, onu ifade edebilme isteğim zamanla arttı ve ‘Müziğin Bencesi’ haline geldi. Tanıştırdı, çünkü varlığından habersiz olduğum yanlarımı böylelikle keşfetmeye başladım. Bu yüzden adı ‘Müziğin Bencesi’. Dinlediklerimin bende karşılık bulan halleri.

Kısaca, müzikte görmüş olduğum olay örgüsünün kendi zihnimde canlanan halini, bende oluşturduğu görüntüleri kaleme aldığım yazıları içeriyor. Yani sesler görünür hale geliyor, kelimelere dönüşüyor. Bu kimi zaman hikaye, kimi zaman fikir yazsı, kimi zaman sadece betimleme yaptığım yazılar ile oluyor. Metin türünü ise müziği dinlediğimde zihnimde canlanan hali belirliyor. Önemli olan söz içermeyen müzikler olması, ki böylelikle özgürce kurgu yapabiliyorum. Tek ihtiyacım sizin müzikleriniz. Hayatınızda önemli yeri olan, duygusal bağ kurduğunuz müziklerinizi benimle paylaşmak. Böylelikle hem siz müziğinizi görebileceksiniz hem de ben sizin müzik kültürünüzle kültürleneceğim.

Her bir müzik mesajınız benim için büyük heyecan verici ve çok kıymetli. Bir süredir kişisel blog hesabım üzerinden bu başlık altında paylaşmış olduğum yazılarımın her birinde bu heyecanı ayrı ayrı deneyimledim. Bu yüzden müziklerinizin hayatımda ki yeri büyük. İyi ki varlar.

 

Yazılarımı, müziğini kaleme aldığım kişinin ismini belirtmeden paylaşıyorum. Müziği, kişinin özeli olarak gördüğüm için tamamen duyguların ifade edildiği bir yerde bu duyguları ben ve gönderen kişi arasında tutuyorum. Hayatınızda önemli bir yeri olan müzikleri (duyguları), kendi duygularımla ifade ediyorum. Böylelikle ortaklaşa bir üretim oluyor.

 

Müziğin Bencesi ile edebi bir kaygının içerisinde değilim. Amacım yalnızca duygular. Onları ifade edebilmek. Hislerin dile getirildiği zaman, aslında her haliyle ne kadar biricik, özel olduklarını gösterebilmek. Onları sevmek. İçindeyken oluşturduğu karmaşanın doğallığını, her haliyle insan olmanın bir parçası olduğunu fark edebilmek. Hislerimi tanımak yani. Onları bütünüyle kucaklayabilmek.

 

Yani, duygularımı bir kalıba sokma telaşından kurtarıyorum kendimi. İsim verme çabası gütmeden anlatıyorum her birini. İlla ki kaygı, mutluluk, korku demeden mesela. Çoğu zaman kendime bile anlatamadığım, anlayamadığım bir dünyanın içinden yazıyorum. Çünkü duyguları isimlendirme çabası bizi kalıplara sokar. Kendimi bu kalıplardan uzaklaştırarak müzikleri görünür hale getiriyorum. Onları gördükçe kendimi tanıyorum. Bu süreci ise sizin müziklerinizi kaleme alarak yapıyorum. Kendi hikayeme kimi zaman hiç tanımadığım, belki de hiç tanımayacağım insanları ekleyerek zenginleşiyorum. Tanışmadan tanışacağım kişileri hayatıma kazandırmak için sizleri bekliyorum.

 

Bu yüzden,

 

Shakespear’ın dediği gibi, göz duyar, kulak görür, el tadar, dil dokunur. Sizde müziğinizi görmek isterseniz 'Müzik Göndermek İstiyorum' bölümüne tıklayarak onu yazabilirsiniz.

 

Görüşmek dileğiyle..